KAMUOYU AÇIKLAMAMIZ

KAMUOYU AÇIKLAMAMIZ

KAMUOYU AÇIKLAMAMAZDIR

Sendikamız üyesi Ahmet Çakmak’ın Akçakale Sulh Ceza yargıcı sıfatıyla çözüme kavuşturmakla ödevli olduğu dosyalarda hukuka aykırı taleplerin tekrarlanması üzerine bu konuda açıklamada bulunarak, ilgililerin meslek içi eğitim programlarına tabi tutulmasının çözüm olacağı kanaatiyle Hakimler ve Savcılar Kurulu’na bildirmiştir. Bunun üzerine Hakimler ve Savcılar Kurulu 2. Dairesince girişilen soruşturma neticesinde  2802 sayılı Yasanın 68. Maddesi kapsamında “yer değiştirme” cezası verilerek uygulanmış, bu kez Hakkari Yargıcı olarak görevli bulunduğu dönemde, mesleki görev ve sorumluluğu ile ilişkili olmaksızın anayasal güvencede bulunan ve disiplin soruşturması kapsamındaki savunma hakkından neşet eden başvuru hakkı çerçevesinde Hakimler ve  Savcılar Kurulu’na yaptığı yeniden inceleme başvurusu nedeniyle bir kez daha disiplin soruşturması başlatılmıştır. Yürütülen süreç neticesinde yeniden inceleme talebini içeren dilekçesinin içeriği gerekçe gösterilerek bir kez daha yer değiştirme cezası ile cezalandırılmış nihayetinde, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. Maddesinin ikinci fıkrası uyarınca “meslekten çıkarma” cezası verilmiştir. 

Anılan yasal düzenlemelerin, bir yargıcın hukuka, mesleğin onur ve saygınlığına aykırı iş ve işlemlerde bulunması hallerine özgü bulunduğu, oysa her iki soruşturmaya da nedence gösterilen somut vakıalarn bu kapsamda bulunmadığı açıktır. Zira meslektaşımız, ilk soruşturmaya konu işlemde, yargıdaki liyakatsizliğe, eğitimdeki yetersizliklere dikkat çeken ve çözüm getirilmesini talep eden yazısını Hakimler ve Savcılar Kuruluna iletmiştir. Belirlenen eksikliklerin giderilmesi beklenirken, yaşananları Kurul nezdinde dile getiren yargıç, yer değiştirme cezası ile cezalandırılmıştır. Bu cezalandırılma sonrasında meslektaşımız, savunma hakkı bünyesinde yeniden inceleme talebinde bulunmuştur. Bu kez başvuru aracı dilekçenin içeriği ile kullanılan terminoloji sebep gösterilererk ikinci bir disiplin prosedürü yürütülmüştür. Soruşturma açılmasını uygun gören rapor, kınama cezası verilmesini teklif etmiş olmasına karşılık, Hakimler ve Savcılar Kurulu oy çokluğu ile yer değiştirme cezası verilmesi yoluna gitmiştir. Gelinen süreçte, mesleki iş ve işlemleri, faaliyetleri ile yakın uzak ilgili bulunmayan, savunma ve başvuru haklarının kullanımından ibaret biçimde Hakimler ve Savcılar  Kuruluna yaptığı başvuru gerekçe gösterilerek yürütülen ikinci disiplin soruşturması sonucunda, yer değiştirme cezası uygun görülmüştür. 

Yürütülen süreç ve sonuçta tayin edilen cezaların öncelikle temel ilke yargı bağımsızlığı, ardından da ölçülülük ilkesi dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekir. Varoluş ilkeleri, Anayasa’da tariflenen, özgülendiği hedef ve amacı hem Anayasada hem de ilgili yasalarda defalarca tekrar edilen yargı mekanizmasının, varoluş paradigmasını buna uygun toplumsal meşruiyet zeminine oturtabildiği, bu anlamda meşruiyet tabanıyla kurduğu rasyonel ilişkiyi geliştirebildiği ölçüde adalet üretebileceği açıktır. Oysa siyasal sistem dengesinin sağlanamadığı bir düzende, yargının adalet idesi ile bağlarının kesildiği, iktidar taşıyıcısı işlevine yerleştirildiği bilinmektedir. Yargının bu işlevinden uzaklaşarak, adalet eksenine yerleşmesi ve bu eksende hem sistem için denge hem de meşruiyetin sağlanması için toplumsallıkla ilişkilendirilmesi zorunludur. Ne var ki yargı organlarının kendi iç işleyişleri bakımından da bu idealden ne ölçüde uzak oldukları yukarıda izah edilen disiplin soruşturma ve cezaları ile ortadadır. Anılan uygulama, yargı mekanizmasının, kendi temel işlevini yerine getirmesinin önünde önemli bir engeldir. 

Ayrıca anılan uygulama, yargıçlık mesleğinin onur ve saygınlığına aykırı iş ve işlemlerde bulunulduğu tesbitine dayandırılmış ise de anayasal başvuru hakkının kullanımının mesleki iş ve işlem olmadığı, soruşturmanın daha çok diğer yargıç ve savcıların adil ve tarafsız karar verme, hak ve sorumluluklarına sahip çıkma motivasyonunu engelleyecek biçimde evrensel hukuk ilkeleri ile bağdaşmayan bir uygulama olduğu ortadadır. Bu kapsamda da ölçülülük ilkesi ile örtüşen bir işlemden söz etmek mümkün değildir.

 Disiplin işlem ve cezalarına dayanak teşkil eden vakıaların, öncelikle rüşvet veya yolsuzluk gibi yargının ağır hasarına yol açacak türde eylem ve işlerden kaynaklanmadığı, aksine önce eğitim ve liyakate dair görüşünü beyan eden yazışma, ardından da savunma ve başvuru hakkının kullanımına dair özensiz olduğu iddia edilen yazışmadan  doğduğu açıktır. Bir anlamda düşünce beyanı ve beyan usulünün cezalandırıldığı, bu suretle Kurul tarafından verilen kararın bir yönüyle, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesinin Sarısu Pehlivan/Türkiye davası (No:63029/19 AİHM 6.6.2023 ) ve Eminağaoğlu/Türkiye davası (No. 76521/12 AİHM 2021) kararlarında belirlediği adalet ve ölçülülük ilkeleri ile bağdaşmamaktadır.

 Bu nedenle sendikamız üyesi Ahmet Çakmak tarafından Hakimler ve Savcılar Kurulu nezdinde yapılacak sözlü savunma ve tüm süreçlerde yanında bulunacağımızı, bu nitelikte ağır uygulamaların yaşanmaması adına yargı bağımsızlığı için yürüttüğümüz mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi komuoyuna saygı ile duyururuz. 

YARGIÇLAR SENDİKASI