Ödül ve Ceza Kıskacında 2026 Yılı Yaz Kararnamesine ilişkin ;
12.06.2026 tarihinde açıklanan yaz kararnamesi ile yapılan atama işlemleri başta yargı bağımsızlığını düzenleyen anayasal ilkelere, ulusal ve ülkemizin uluslararası yükümlülüklerini düzenleyen uluslar arası mevzuata aykırıdır. Malesef, 4608 adli yargı ve 359 idari yargı mensubu yargıç ve c.savcısını kapsayan kararname, bugüne dek savunduğumuz yargıç güvencesi ilkesinin, mevcut HSK tarafından ihlal edildiğini göstermektedir. Kuvvetler ayrılığı ilkesinin aldığı ağır darbe sonrası, hiçbir üyesi yargıç ve c.savcıları tarafından belirlenmeyen, yürütme eksenli bir oluşuma sahip olan bugünkü HSK, kıdem, liyakat esasını, kendi belirlediği ilke kararlarını, talep prensibini, yanı sıra tüm düzenlemeler ile teamülleri ortadan kaldıracak biçimde, ödül ve ceza eksenli bir işlem tesis etmiştir.
Kamuoyunun dikkatini çeken, siyasal sonuçları da olan soruşturma ve yargılama süreçlerinde, yürütmenin beklentileri ile örtüşen zamanlamalarda gözaltı, tutuklama tedbirlerine hükmedebilen, bu soruşturmalarda görev alan, koruma tedbirlerine karar veren yargıç ve savcılarının ödüllendirildiği, kıdemleri ile örtüşmeyecek biçimde ünvanlı görevlere atandığı açıkça görülmektedir. Bu yolla yürütmenin politik beklentilerine uygun bir yargısal kompozisyon tasarlandığı da görülmektedir. Yargıya güvenin büyük bir kayıp yaşadığı bu günlerde, sözkonusu keyfiliğin hukuken kabulü mümkün değildir.
Yanı sıra yine kıdem, liyakat, talep, görev süresi gibi öngörülebilirliği sağlamaya yönelik tüm kriterlere aykırı düşen atamalar, yargıç teminatını ihlal eder biçimde yapılmıştır. Bugüne dek sıkça belirttiğimiz gibi gerek mesleğe kabul, gerekse atamalarda kıdem ve liyakat ölçü ve ilkeleri yerine; tarafsızlık anlayışı ile asla bağdaşmayan siyasal iktidara bağlılık ve itaat kültürüne teslim olmuş kişilerle mahkemelerin doldurulması, yürütme erkinin beklentileri dışında hukuku referans alarak karar veren yargıç ve c.savcılarının görev yerlerinden atanmaları, yargının, kullanışlı bir siyasal aygıt durumuna getirilmiş olduğu görüntüsünü doğurmaktadır.
Kararname kapsamında haklarında atama işlemi yapılan çok sayıda yargıç ve c.savcısı ile sendikalı meslektaşlarımızın, kıdem, görevde başarı gibi kriterler dikkate alındığında bulundukları yerde ünvanlı görevlerde yargısal faaliyette bulunmaları gerekirken, kıdem, istek, koşulları oluşmadan, haklarında yapılmış ya da yapılmakta olan bir disiplin işlemi bulunmazken atanmış olmaları, hukuku referans alarak yargısal görevini yerine getiren ve bağlılık-itaat kültürüne teslim olmayan yargıçların, c.savcılarının cezalandırıldığını göstermektedir.
2017 yılı Anayasa değişiklikleri ile getirilen ve güçler ayrılığı ilkesinin öngördüğü fren-denge sisteminin kurum ve kurallarını taşımayan sistemin, iktidara tanıdığı geniş yetkilerin yarattığı acı sonuçlardan birini yaşamaktayız.
Her türlü denetimden bağışıklanan yürütme, bugün çağdaş demokrasi anlayışının aksine, seçimler yoluyla elde ettiği yetkiyi, kurumları yönetmek yerine kurumları ele geçirmek ve kuralları değiştirmek şeklinde kullanmaktadır. Bu bağlamda oluşturulmuş HSK'nun da bu anlayış ile toplumun adalet ihtiyacını karşılama hedefine özgülenen bir yargı yerine, yürütmenin politik beklentilerini karşılamayı hedefleyen bir yargı yaratma gayretinde olduğu anlaşılmaktadır.
Bunun neticesi olarak, gerek adli yargı, gerekse idari yargı alanında itaat-bağlılık kültürünü değil, anayasal zorunluluğa uygun olarak hukuku referans alan meslektaşlarımız cezalındırılmıştır.
Kararnamenin, yargı bağımsızlığı ve yargıç tarafsızlığının gerektirdiği mesleki sorumluluğu ve özgüveni cezalandırıcı kapsamının; siyasal kayırmacılıkla bir kadrolaşma öngörüyor olması, toplumdaki yargının siyaseten araçsallaştığı algısını güçlendireceği görülmelidir. Bu algı, yargı eliyle toplumun adalet duygusunun tatmin edilmesini olanaksızlaştıracaktır.
Bu durumun; giderek anayasal düzenimizde derin bir krize, toplumsal düzenimizin bozulmasına neden olacağı görülmelidir.
Yukarıda kısaca değindiğimiz nedenlerle HSK'nu derhal, öncelikle meslektaşlarımızın mağduriyetine yol açan atama işlemlerini yasal süreçte geri almaya, Anayasal kuralların belirlediği sınırlar dahilinde görev yapmaya çağırıyoruz.
Yargıçlar Sendikası
admin