YENİ ADLİ YIL, ADİL BİR YIL OLSUN !
Geçtiğimiz adli yıl açılışındaki cümlelerimizle başlıyoruz yine ve bu kez daha güçlü seslendirmek istiyoruz: YENİ ADLİ YIL, ADİL BİR YIL OLSUN!
Gelenekselleştiği gibi, her adli yıl aksaklıklar dile getirilerek; olması gereken vurgusu, öneriler ve umut mesajları ile açılır. Hukuk devleti, hukukun üstünlüğü ve bunların teminatı olan bağımsız ve tarafsız yargı, mesajların en süslü kavramlarıdır. Yargının evrensel hukuk normlarına ve insan haklarına uygun, demokratik bir yapıya kavuşturulması umudu dile getirilir. Yine gelenekselleştiği gibi bu mesajlar bir önceki yılın tekrarından öteye gitmez.
Toplumda eşitlik, güven, dayanışma ve barışın temelini oluşturan, insan vicdanının en güçlü duygusu olan adaleti adliye kapılarında arayanlar, vadedilen dilek ve temennilerin gerçekleşmesini beklerler. Ve bu adaleti gerçekleştirmek için çalışan yargı; bağımsızlık ve tarafsızlık ilkelerinin tüm koşullarıyla gerçekleşmesi umuduyla yeni bir adli yıla doğru yol alır.
Yeni adli yıla başlarken, yargı sistemimizin can damarı olan bağımsızlık ve tarafsızlık ilkesini bir kez daha hatırlatmak, yurttaşlarımıza ve meslektaşlarımıza karşı sorumluluğumuzun gereğidir.
Adalet hatayı affetmez!..
Ticaret Hukuku, İş Hukuku, Kira Hukuku uyuşmazlıkları gibi hukuk yargılamalarındaki hatalar
insanımızın "canının yongası" olan mal varlığına, ceza yargılamalarındaki hatalar ise doğrudan "canın kendisine" ve insanın özgürlüğüne kastetmektedir. Bu ağır sorumluluk, hiçbir idari ya da siyasi müdahaleyi kaldırmaz, yargı bağımsızlığı tam bu noktada önem taşımaktadır.
Bu önemden hareketle artık kamuoyunda açıkça tartışılır hale gelen, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkelerine gölge düşüren yapısal sorunlara dikkat çekmek isteriz.
Tutuksuz yargılama esas, tutuklama İstisnadır. Buna karşılık, öncelikle soruşturmalarda olmak üzere, tutuklamanın artık hukuki bir tedbir olmaktan çıkıp, adeta bir ön cezalandırma yöntemine dönüştürüldüğüne dair değerlendirmeler artmaktadır;
Oysa, ortada suç oluşturan bir eylemin varlığı tesbit edildikten sonra, bu suçun tutuklama yasağı kapsamında olup olmadığı değerlendirilip, diğer tedbirlerin yeterli olmayacağının anlaşılması halinde, son çare olarak tutuklama tedbirine başvurulabilecektir.
Bununla bağlantılı olarak;
Son zamanlarda yargı geleneklerine uymayan, doğal yargıç ilkesinin yok sayıldığı atama ve yetkilendirmelerin Yargıç ve Cumhuriyet Savcıları üzerinde baskı oluşturduğu, bu durumun da meslektaşlarımızı kimi zaman hukuken inanmadıkları ve vicdanen doğru bulmadıkları kararları almaya zorladığı izlenimi gittikçe güçlenmektedir. Teminat altında olmayan yargıcın adaleti dağıtması-adil karar vermesi beklenemez.
Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı; Yargıç ve Cumhuriyet savcıları için bir ayrıcalık değil, halkın tamamının hukuki güvencesidir.
Adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri olan "makul sürede" yargılanma hakkı "Hızlı Yargılanma Hakkı " na evrilmektedir. Bu anlam yitimi, yine adil yargılanma hakkının temel unsurlarından olan davanın kanunla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından görülmesi ilkesinin görmezden gelinmesine, tehlikeye atılmasına yol açacaktır. Bunun somut örneği;
19.08.2026 tarihinde Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından yayımlanan “Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Bürolarının Kuruluş ve Faaliyetlerine İlişkin Rehber” ile amaçları ve uygulanma şekli gösterilen "Alo Adalet" uygulamasıdır. Rehberde, yargılama ve soruşturma süreçlerindeki idari ve organizasyondan kaynaklanan gecikmeleri tespit etmek, bu süreçlerin etkinliğini artırmak ve esas itibarıyla sorunlara mahallinde çözüm üretmek amacıyla kurulan “Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Büroları”nın yargılamaların ve soruşturmaların içeriğine müdahale edilmeksizin, mahkemeler yönünden Adalet Komisyonu Başkanlığı, savcılıklar yönünden Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla görev tanımı ile sınırlı çalışacağı ve faaliyetlerinin teftiş, denetim, araştırma veya soruşturma niteliği taşımayacağı, büro tarafından üretilen veri, rapor ve değerlendirmelerin yargıç ve savcıların disiplin soruşturmalarına, terfilerine esas alınmayacağı belirtilmiştir. Ancak;
Alo Adalet uygulamasını, yargıçlar ve savcılar üzerinde psikolojik baskı yaratacağı, yargının idari kadrolarının müdahalesi beklentisinin artacağı, büroları yeni bir mahkeme gibi algılama, şikayet ettim oldu mantığı, zamana karşı yarışırken silahların eşitliği ilkesinin göz ardı edilmesi, davanın esasına etkili kanıtların toplanmaması risklerini barındırmaktadır. Hıza kurban edilen yargının verdiği kararların da sadece hızlı karar olacağı unutulmamalıdır.
Yargılama süreçlerinin uzaması nedeniyle mağdur olanların sesini duymak çözüme yaklaşmak demektir. Bu sesin duyulacağı yer de bağımsız ve tarafsız mahkemelerdir.
Diğer yandan, "hızlı yargılama"nın her zaman "Adil Yargılama" anlamına gelmeyeceği, "Hedef süre" kıskacına oturtulmuş yargılamanın, gerekli kanıtlar toplanmadan, iddia ve savunmalar yeterince değerlendirilmeden yapılacak bir yargılamaya dönüşme riski, adaletin hızlanmasına değil, yeniden ve yeniden yapılacak yargılamalarla, aksine adalete ulaşmanın gecikmesine neden olma riski gözden kaçırılmamalıdır!..
Yargıçlar Sendikası olarak, hukuka bağlı, vicdanının sesini dinleyen meslektaşlarımıza,
"Yargı"nın ve hukukun üstünlüğünün güvencesi olması gereken Hakimler ve Savcılar Kurulu'na,
Her yargısal faaliyetin muhatabı olan halkımıza sesleniyoruz;
Adalete sahip çıkın!..
Emile Zola'nın dediği gibi, adalet ancak hakikatten, saadet ancak adaletten doğabilir.
Bu vesileyle,
bağımsız bir adalet düzeni mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.
admin